Önce ümmete, sonra bize...
İktidar Milletvekillerine göre kriz teğet geçti.
Muhalefet Milletvekillerine göre öldük-bittik.
İşadamlarını dinliyoruz.
Krizin merkez üssü Amerika’yı yakından takip ediyorlar.
Amerika’da işlerin düzeltemeye başladığını söylüyorlar.
Yılın ikinci çeyreğinin sonunda çok iyi olacağını tahmin ediyorlar.
Bu öngörü bile işçevrelerini rahatlattı.
Biraz da piyasalar hareket görürse çok daha iyi olacak.
Önümüz yaz, hem moral olarak hem de ekonomik olarak canlanma sezonu.
Umarım her şey yolunda gider.
Krizler insanı daha toplumcu yapıyor.
Mesela önceden kendi işlerimiz için dua ediyordum.
Şimdi tüm ‘ümmet’ için dua ediyorum.
Aslında önce Amerika için dua etmemiz lazım ya...
Halk adamı olmak başka, siyaset yapmak başka şey
CHP İl Kongresinin yankıları sürüyor.
Her yerde kritikler yapılıyor.
Olmuşla, ölmüşe çare yok.
26 Oy farkla da olsa bu seçimi Osman Yayla kazandı.
Milletvekilleri Ali Koçal ile Ali İhsan Köktürk siyaseti biliyor.
İsmail Eşref ile Halil Posbıyık vatandaşı öpüyor, sarılıyor, kucaklıyor.
Bu konuda müthiş potansiyelleri var.
Ancak her dereyi bu metodla geçmek mümkün değil.
Halk adamı olmak başka şey.
Siyaset yapmak başka şey.
Bu memlekette halk adamı olmadan 30 yıl siyaset yapan politikacılar var.
Ne yazık ki, bizim halkımızda bu insanları vekil tayin ediyor.
“Geldi Safiye, gitti Kafiye”
Büğümüz Turhan Demirtaş geçenlerde elimize bir kitap sıkıştırmıştı.
Yazarken araya sıkıştırılacak deyimler var.
Kitabın güzel tarafı şu; Gündelik hayatta kullandığımız deyimlerin gerçek öyküleri.
Mesela, “Geldi Safiye, gitti kafiye”nin öyküsü:
Şiir meraklısı bir adamın, Safiye adında bir eşi varmış. Kadın şiirden hiç haz etmezmiş. Kocasının şiirle meşgul olmasına “beyhude zanaat” diyerek karşı çıkarmış.
ADam karısının çarşıya pazara çıktığı bir günü fırsat bilerek, şiir yazmaya koyulmuş.
Bir mısra, iki mısra derken epeyce yazmış.
Tam şiiri bitirecekken son mısranın kafiyesini tamam etmek üzere iken, kadın içeriye girmiş. Girmesiyle de “Ah kör olasıca, yine mi” demiş.
Kafası karışan adan, kafiyeyi unutuvermiş. Kalemi kağıdı atıp: “Geldi Safiye, gitti kafiye” demiş.
***
Bu deyim, dikkat gerektiren bir işle uğraşan birinin başkası tarafından dikkatinin dağıtıldığını belirtmek için kullanılır.